Disonans Ve Anlamı

Disonans ne demektir

Disonans Ve Anlamı

Konsonans ve disonans, UYUMLULUK ve UYUMSUZLUK ya da UYUŞUM ve KAKIŞIM olarak da bilinir, müzikte yumuşak tınlayışlı ve sert tınlayışlı aralık ya da akorların uyandırdığı izlenim. Yumuşak tınlayışlı aralık ya da akorlar konsonant (uyumlu, uyuşumlu), sert tınlayışlı aralık ya da akorlar disonant (uyumsuz, kakışımlı) kabul edilir. Aynı anda tınlayan iki sesin (bazen bir akorun) dinleyicide uyandırdığı göreli istikrar ve dinginlik izlenimi konsonans, gerilim ve çatışma izlenimi ise disonans sözcükleri ile anlatılır. Bu iki izlenimin oluşturduğu karşıtlık, bazı müzik akımlarının önemli bir özelliği olmuştur. Örneğin klasik, özellikle de romantik müzik akımları, yumuşak ve sert tınlayışlı armoni yapılarını belli bir denge ve düzen içinde kullanarak müzikte, o döneme değin görülmemiş bir gerilim elde etmeyi başarmıştır.

Bir aralık ya da akorun yumuşak ya da sert tınlayışlı kabul edilmesi, toplumun geleneksel duyma beğenisine, çağın müzik anlayışına, hatta bestecinin öznel duyuşuna göre değişen göreli bir olgudur. Örneğin 1300’lerden önce 3’lü aralık (özellikle do-mi gibi büyük 3’lü) disonans izlenimi yaratıyor, çağdaş dönemin başlarına değin, uygulamada olmasa bile kuramsal düzeyde “kusurlu konsonans” sayılıyordu. Buna karşılık Batı geleneğinde disonant sayılan 2’li aralık ise Istria halk şarkıcılarında bu tür bir çağrışım uyandırmıyordu. Batı’nın üçlü sistem armoni anlayışı içinde 2’li, 4’lü ve 7’li -aralıkların disonant kabul edilmesine karşılık aynı aralıklar Kemal İlerici’nin dörtlü sistem Türk müziği armonisi anlayışında konsonant aralıklardır.

Konsonant ve disonant aralıkların pratikte göreliliği konusunda örnekler çoğaltılabilir. Ama kuramsal düzeyde konsonans ve disonans kavranılan sürekli varolagelmiştir. Bu kadar göreli olmasına karşın bazı aralıkların sert, bazılarının ise yumuşak etki bırakmasının nedeni şöyle açıklanabilir: Aynı anda tınlayan iki sesin frekansları eşitse (unison) ya da birinin frekansı ötekinin tam iki katı (bir oktav tiz) ya da tam yarısı ise (bir oktav pes), bu sesler ideal bir kaynaşma içinde tek kaynaktan geliyormuşçasına uyumlu tınlar. Konsonant aralıkların en yetkini olmaları dolayısıyla: bunlar “tam” sözcüğüyle nitelendirilirler (tam l’li, tam 8’li gibi). Bir ses ve bu sesin kendisinin ya da oktavının frekansına çok yakın olan ikinci bir ses birlikte tınladığında, fizikteki “girişim vuruları” dolayısıyla kulakta bir çatışma oluşturur ve disonans yaratır. 2’li, 7’li, 9’lu gibi aralıkların disonant sayılmalarının nedeni budur. Aynı anda tınlayan iki sesin frekansları, kendilerinin ya da oktavlarının frekanslarından uzaklaştıkça, kulaktaki çatışma giderek kaybolur, tınlayış yumuşar. 3’lü, 5’li, 6’lı, 10’lu gibi aralıklar bu yüzden konsonant sayılır.

Bünyesinde konsonant aralıklar barındıran akorlara “konsonant akor”, disonant aralıklar barındıranlara ise “disonant akor” denir. Aynı biçimde temelde konsonant akorlardan Oluşan armoniye “konsonant armoni” (örn, klasik dönem armonisi), disonant akorlardan oluşan armoniye ise “disonant armoni” (örn. modern armoni ve caz armonisi) adı verilir.

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir